Ataerkillik ve anaerkillik arasında: Sorun nerede?

Ataerkilllik ve anaerkillik arasındaki karmaşık denklemde asıl sorun, iktidar koltuğunu sıkı sıkıya tutan aktörün cinsiyetinde değil; insanlığı "egemen ve tebaa" temelinde sınıflandıran o üstünlükçü ve düalist zihniyetin kendisindedir. Ataerkil bir toplumda gözlerimizi açtığımızda, ailelerimiz tahakküm karşıtı olsa bile, en nihayetinde yapısal kurumlar aracılığıyla bireysel özgürlüğü ve kadının fırsatlarını yok eden, aynı zamanda erkeği "kahraman" rolünü oynamaya zorlayarak omuzlarına ağır bir psikolojik ve ekonomik yük bindiren bu sistemle temas ederiz. Ancak denklemi sadece anaerkilliğe doğru tersine çevirirsek sorun çözülmez; çünkü burada psikanalitik felsefede "içselleştirilmiş ataerkillik - internalized patriarchy" olarak bilinen ve kadınların, sistemin terbiyesi nedeniyle baskıcı normları bizzat benimseyip birbirlerine karşı kullandıkları derin bir fenomenle karşılaşırız. Bu durum, çoğu zaman kendi hemcinslerine karşı gerçek birer destekçi olmalarını engellemiştir. Buradan hareketle, annelerin eğitimdeki rolünün eleştirilmesi, kurbanın suçlanması olarak değil; bir güçlendirme ve değişim yetisi kazandırma süreci olarak görülmelidir. Çünkü kadın sadece sessiz bir alıcı değil, erkek ve kız çocuklarının yetiştirilme tarzını değiştirerek bu dogmatik ve durağan zihniyetin temelini sarsabilecek aktif bir öznedir. Yıllarca sonuçları eleştirmekle vakit kaybettik, ancak artık sorunun cinsiyet değil, bir insanı diğerinden üstün görmeye sevk eden o zalimce düşünce yapısı olduğunu anlamanın zamanı geldi. Eğer bu durum insanlığın ruhundan kökten sökülüp atılmazsa, hangi sistem gelirse gelsin sonuçta adaletsizliğin, sömürünün ve insani adaletten uzaklaşmanın yeni bir modelini yeniden üretecektir. Burada diyebiliriz ki kadınlar, anaerkil konumda birbirlerine tam haklarını verememişler ve bazen birbirlerinin rollerini baltalamışlardır. Bu psikolojik yönün yansıması erkeklerde de görülmekte, özellikle evlilikte kadınlara hak ettikleri saygıyı tam olarak göstermemektedirler.

Nihayetinde kadınlara saygı gösterilmesi ve haklarının verilmesi yine kadınların elinden gelecektir; çünkü onlar annedir ve erkek ile kız çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi kendi sorumluluklarındadır. Biz kadınlar, erkekleri daha iyiye doğru değiştirebiliriz; sorun erkek ya da kadın değil, sorun bir insanın kendisini diğer bir insandan daha üstün görmesine yol açan yanlış bir düşünce yapısıdır. Eğer bu düşünceyi ruhumuzda değiştirmezsek, ataerkillik ya da anaerkillik adı altında gelecek her sistem eninde sonunda aynı sonucu doğuracaktır.

Halepçe Politeknik Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunuyum. Ticaret alanında müdür yardımcısı ve pazarlama koordinatörü olarak 3 yıllık iş deneyimine sahibim. Şu anda tüm enerjimi ve odağımı örgü ve el sanatları alanındaki kendi özel projemi geliştirmeye adamış durumdayım; bununla eş zamanlı olarak, toplumda olumlu bir etki yaratmak amacıyla sosyal medya üzerinden çeşitli sosyal konular hakkında videolar ve farkındalık içerikleri üretiyorum.